Daha önce "En Kolay Meslek: İmamlık" başlıklı bir yazı yayımlamıştım. Bu yazımda işini doğru yap(a)mayan imamları fırçalamıştım biraz. Ramazan Ayı gelince kimi imamlar pek sevinmiyor gibi sanki. Hani fazla mesai yapıyor ya :) Bu yazımda da işini güzelce yapan imamları tenzih ederim, onlar müstesna...
Ramazan Ayı gelince bazı cemaat hangi imam daha hızlı Teravih kıldırıyorsa onu tercih ediyor. Jet imamlar da her geçen gün artıyor. Bunun sebebi de maalesef Diyanet. İmamlık yapmaya müsait olmayanları bile imam tayin ediyorlar. Adam daha nasıl tekbir alınacağını bilmiyor. Her imamın arkasında namaz kılınmaz. Hele bu zamanda namazını emanet ettiğiniz imamı çok iyi seçmeniz gerekiyor.
Namazın farzlarından bir tanesi de "kıraat". Maalesef çoğu imamızın kıraati düzgün değil. Konu hakkında pek bilgim yok ama acaba bu imamları deneten, teftiş eden, imtihana tâbî tutan bir mercî var mı? Fıkıh kitaplarında kıraat hakkında şöyle açıklama yapılır: "1 Fatiha-i Şerife ile 3 ayeti kerime veya buna muâdil bir sûre veya 1 uzun ayeti kerime okumak" Maalesef buna Teravih namazlarında uymayan imamlarımız var. Adam 2 kısa ayet okuyup direk rükûya iniyor. Hatta sadece 1 kısa ayet okuyan imamlar da gördüm.
Bir de Diyanet, ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kalıyor. İmamı olmayan camiler var hâlâ. Müezzin ise hiçbir câmide yok. Kırsal kesimleri baz alarak yazıyorum bu yazılarımı.
Yarım imamların arkasında kıldığımız namazları kabûl eyle Yâ Râb!
04 09 2010
26 08 2010
Ramazan-ı Şerif'te İşsiz Kalan Hayır Cemiyetleri
Ramazân-ı Şerîf geldiğinde, herkes hayır yapmak için mücâdele verdiğinden, hayır müesseseleri çoğu zaman işsiz kalırdı. Yâni hayır yapacak fakir fukara bulamazlardı. Başta devlet adamları, zenginler ve hâsılı herkes imkânı nispetinde hayra koşmaya daha bir başka ehemmiyet verirdi.
Zengin - fakir herkes bu ayda aynı nîmetlere nâil olurdu. Konaklar, kimin olursa olsun, hangi makamın sahibi bulunursa bulunsun istisnâsız her akşam mükellef sofralar hazırlatır, isteyen bu sofralara izinsiz dâhil olurdu. Konakların kapıları Ramazan boyu açık olur ve hiç kimseye niçin geldin diye sorulmazdı.
İftara dâhil olmuş husûsi davetlilerin hâricindeki müsâfirler yedikleri yemekten dolayı "diş kirası" adı ile yüklü bahşişler de alırlardı. Diş kirası vermek en büyük haslet idi. Bu âdeti gerçekleştirmek için zenginler yarışırlardı. Diş kirası "Yemeğini yemiş olan müsafire; konağında yemek yiyip, konak sahibinin sevap işlemesine vesile olduğu için teşekküren verilen bir hediye"dir.
Osmanlı zamanında, Ramazân boyunca aldığı diş kiraları ile gelecek Ramazan'a kadar geçinen insanların olduğu kaydedilmektedir.
Zengin - fakir herkes bu ayda aynı nîmetlere nâil olurdu. Konaklar, kimin olursa olsun, hangi makamın sahibi bulunursa bulunsun istisnâsız her akşam mükellef sofralar hazırlatır, isteyen bu sofralara izinsiz dâhil olurdu. Konakların kapıları Ramazan boyu açık olur ve hiç kimseye niçin geldin diye sorulmazdı.
İftara dâhil olmuş husûsi davetlilerin hâricindeki müsâfirler yedikleri yemekten dolayı "diş kirası" adı ile yüklü bahşişler de alırlardı. Diş kirası vermek en büyük haslet idi. Bu âdeti gerçekleştirmek için zenginler yarışırlardı. Diş kirası "Yemeğini yemiş olan müsafire; konağında yemek yiyip, konak sahibinin sevap işlemesine vesile olduğu için teşekküren verilen bir hediye"dir.
Osmanlı zamanında, Ramazân boyunca aldığı diş kiraları ile gelecek Ramazan'a kadar geçinen insanların olduğu kaydedilmektedir.
Yedikıta Dergisi / Sayı 1 / Eylül 2008 / Sayfa 6
18 08 2010
Yarım Doktor Candan, Yarım Hoca İmandan Eder
Atalarımızın çok güzel bir sözü var: "Yarım doktor candan, yarım hoca imandan eder." diye. Gerçekten de doğru. Günümüzde çok fazla yarım imam var. Aslında yarım da değiller ama tam olmak işlerine gelmiyor. Saçma sapan fetvalar veriyorlar.
Sizin de bildiğiniz böyle hocalara şimdilerde Muhammet Nur Doğan diye biri eklendi. Onu ilk olarak 13 Ağustos Cuma günü Kanaltürk'te Petek Dinçöz'ün sunduğu Arım Balım Peteğim adlı programda tanıdım. Bugün de çıkmış aynı programa ama bugün izlemedim artık. Sapık fikirlerini daha fazla dinlemeye dayanamazdım çünkü.
Bu Muhammet Nur Doğan yarım hoca bile değil. Yani kendisinin bahsettiğimiz anlamdaki hocalıkla alakası yok. Asıl ünvanı şu: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eski Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı Hocası. Yani dini konularda ahkam kesmeye muktedir değil. Yanlış anlaşılmasın herkes yorum yapabilir ancak büyük alimleri yererek, onları kötüleyerek değil. İnsanlara sapık fikirlerini aşılayarak değil.
Peygamberimizin "Zorlaştırmayın, kolaylaştırın" hadisi şerifini yanlış yorumlayanlardan. Her şeyin kolayına kaçmak gibi anlıyor bunu. Fıkıh kitaplarının özet hali olan ilmihallerdeki bilgilere güvenmiyor. Fıkıh ve tefsir kişisel yorumlar içerdiği için tasvip etmiyor. Yani sizin anlayacağınız Edille-i Şeriyye dediğimiz kitap - sünnet - icma-ı ümmet - kıyas-ı fukahayı kabul etmiyor sadece Kur'ân-ı Kerîm'i baz alıyor ama ona da yanlış mana veriyor.
Mesela "İğne yaptırmak orucu bozmaz" diyor. Bunun aksini iddia eden ilmihallere ve büyük din âlimlerine de şöyle bir delil sunuyor: "Madem iğne yaptırmak orucu bozuyor, o zaman abdest alırken ağza burna su vermeyelim. Gözeneklerden içeri girebilir su. Terlemeyelim, derimiz teri içeri çekebilir" diyor. Saçmalıyor yani.
O kadar süre izledim adamın ağzından bir defa bile "Peygamber Efendimiz" diye bir kelime çıkmadı hep "Peygamber" dedi. İnsan bu kadar saygısız olur!
Dua ederken "Falan zâtın yüzü suyu hürmetine" denmezmiş. Allah kimsenin hatrına, hürmetine bir şey yapmazmış. Bir de türbelere gidip dua etmek yanlışmış. Şirke girermiş. Burada da Fatiha Sûresi'nin "Iyyeke na'büdü ve iyyeke nesteıîn" ayetini yanlış yorumluyor.
"Kadınlar muayyen günlerinde oruç tutabilir, namaz kılabilir, Kur'ân okuyabilir" diyor bu aklı evvel. Neymiş önemli olan içinin temiz olmasıymış. Aynı şekilde "La yemessehû ille'l-mutahherûn" ayetini de yanlış yorumlayarak "Abdestsiz Kur'ân-ı Kerîm okunabilir" diyor.
Bu ülke Zekeriya Beyaz'lardan, Yaşar Nuri Öztürk'lerden çok çekti. Bir de bu çıktı karşımıza. Allah bunların şerrinden korusun, bunları da ıslah eylesin ne diyeyim.
Sizin de bildiğiniz böyle hocalara şimdilerde Muhammet Nur Doğan diye biri eklendi. Onu ilk olarak 13 Ağustos Cuma günü Kanaltürk'te Petek Dinçöz'ün sunduğu Arım Balım Peteğim adlı programda tanıdım. Bugün de çıkmış aynı programa ama bugün izlemedim artık. Sapık fikirlerini daha fazla dinlemeye dayanamazdım çünkü.
Bu Muhammet Nur Doğan yarım hoca bile değil. Yani kendisinin bahsettiğimiz anlamdaki hocalıkla alakası yok. Asıl ünvanı şu: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eski Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı Hocası. Yani dini konularda ahkam kesmeye muktedir değil. Yanlış anlaşılmasın herkes yorum yapabilir ancak büyük alimleri yererek, onları kötüleyerek değil. İnsanlara sapık fikirlerini aşılayarak değil.
Peygamberimizin "Zorlaştırmayın, kolaylaştırın" hadisi şerifini yanlış yorumlayanlardan. Her şeyin kolayına kaçmak gibi anlıyor bunu. Fıkıh kitaplarının özet hali olan ilmihallerdeki bilgilere güvenmiyor. Fıkıh ve tefsir kişisel yorumlar içerdiği için tasvip etmiyor. Yani sizin anlayacağınız Edille-i Şeriyye dediğimiz kitap - sünnet - icma-ı ümmet - kıyas-ı fukahayı kabul etmiyor sadece Kur'ân-ı Kerîm'i baz alıyor ama ona da yanlış mana veriyor.
Mesela "İğne yaptırmak orucu bozmaz" diyor. Bunun aksini iddia eden ilmihallere ve büyük din âlimlerine de şöyle bir delil sunuyor: "Madem iğne yaptırmak orucu bozuyor, o zaman abdest alırken ağza burna su vermeyelim. Gözeneklerden içeri girebilir su. Terlemeyelim, derimiz teri içeri çekebilir" diyor. Saçmalıyor yani.
O kadar süre izledim adamın ağzından bir defa bile "Peygamber Efendimiz" diye bir kelime çıkmadı hep "Peygamber" dedi. İnsan bu kadar saygısız olur!
Dua ederken "Falan zâtın yüzü suyu hürmetine" denmezmiş. Allah kimsenin hatrına, hürmetine bir şey yapmazmış. Bir de türbelere gidip dua etmek yanlışmış. Şirke girermiş. Burada da Fatiha Sûresi'nin "Iyyeke na'büdü ve iyyeke nesteıîn" ayetini yanlış yorumluyor.
"Kadınlar muayyen günlerinde oruç tutabilir, namaz kılabilir, Kur'ân okuyabilir" diyor bu aklı evvel. Neymiş önemli olan içinin temiz olmasıymış. Aynı şekilde "La yemessehû ille'l-mutahherûn" ayetini de yanlış yorumlayarak "Abdestsiz Kur'ân-ı Kerîm okunabilir" diyor.
Bu ülke Zekeriya Beyaz'lardan, Yaşar Nuri Öztürk'lerden çok çekti. Bir de bu çıktı karşımıza. Allah bunların şerrinden korusun, bunları da ıslah eylesin ne diyeyim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

